“Her yerde, fildişi vitrinlerinde, katlana heybetlene inen haşmetli kale kapısında ve onun ötesinde, taze sularla akıyormuş hissini veren Nehr-i Behişt’te ve ta uzaktaki buram buram Kutub-Minar’da, Altamış’ın taşları sökülmüş harap türbesinde, gülümseyen maymunlarda her şeyde bir çağırış, bir alıkoyuş, kalp içinden bir tutuş var. Her yer ve her şey, fakat bütün bunları kaplayan canlı ve içli bir hava, halkın asil tatlılığı, yaralı kuş sesli kadında bile gülen dudak, çağlar ötesinden bir eski hab ...