Arap dilinin eşsiz derinlik ve güzelliğini en veciz bir surette tekrar ortaya koyan meseller, ihtiva ettiği insânî tecrübeleri dil ve edebiyatın potasında eriterek adeta bir "hamûle-i edebiyye" vücuda getirmeye muvaffak olmuştur. Ehemmiyet ve tesiri hangi derecede olursa olsun mesellerin her an ve zeminde, eyyâm tedâvül ettiği müddetçe ferden ferdâ bizlere söyleyeceği bir şeyler hep olmuştur, bundan böyle de olacaktır. Başta Meydânî (v. 1124), Ebû Hilâl el-Askerî (v. 1005) ve Zemahşerî (v. 1144) ...